|
Değerli
Okurlar,
Dört
mevsimiyle övündüğümüz ülkemizde, kış ayları yolcular
için hep zor geçer. Her gün yollarda kardan mahsur
kalanları okuruz, izleriz, hatta yaşarız. Kimi çığ
düşmesinden, kimi yoğun kardan, kimi buzlanmadan olur
özellikle karayolları için. Bu sorunları yaşayan
ulaştırma sektörünün karayolu bu zorlukları yaşarken,
denizyollarında seferleri fırtına aksatır hep bilinen.
Demiryolunda ise, yine yoğun kar ya da sıcaktan
demirlerin esnemesinden dolayı olur tehirler. Bir de,
son zamanlarda hızla gelişen havayolu sektörümüz var.
Havayolu'nda da sis, buzlanma ile boğuşur hava
muhalefetinde.
|
ŞİMDİLİK |
|
Oldukça
uzun bu girişten sonra, gelelim konumuza. Tüketicinin
bilgilendirilmesi temelinde biraz konuyu
derinleştirmek istiyorum.
Türkiye'de
sürekli bu tehirler, aksamalar, yolda kalmalar olur.
Hayatın bir parçasını yaşar çünkü insanlar. Ancak
hizmetin aksaması ya da tehiri ile ilgili tüketiciyi
bilgilendirme zorunluluğu yasayla zorunlu hale
getirilmesine rağmen, hala ulaşım şirketleri kendi
bildiklerini uyguluyor.
İsterseniz, karayoluyla başlayalım. Geleneksel yolumuz
haline gelen karayolları, havayolunun yaptığı atılım
ile son 2 yılda büyük düşüş yaşadı ve yaşamaya da
devam edecek böyle giderse. Neden mi? Müşteri
memnuniyetsizliğinden. Kaç otobüs seyahat firmamızın
müşteri hizmetleri birimi var? Olsa da, kaç personeli
bu konuda eğitimli ya da yeterli? Kaç firmanın
internet sitesi var? En önemlisi kaç tanesi yaptıkları
siteyi kullanıyor? Bir kaç tane var, bilet satışı
yapan. Otobüslerini canın yongası olarak durak durak
takip eden otobüs sahipleri, neden internet
sitelerinde yakınlarını bekleyenlere otobüslerinin
nerede olduklarını bildirmezler? Bence bu bir yasal
zorunluluk. Kaldı ki, otobüs buzlanma yüzünden yolda
kalmış, kimsenin haberi yok! Daha önceki gün çığ
altında kalan otobüste yolcusu olanların kaçı tüketici
yakını olarak bilgilendi, durumdan? Bazı otobüs
seyahat şirketlerinin sitesi gerçekten içler acısı.
Sanki şirket satıyorlar gibi büyük fotoğraflarla
şirketin tarihi ve bazılarında lütfen hizmet verilen
güzergahlar yer alıyor.
Değerli
Otobüs firmaları yetkilileri,
Siz
otobüslerinizi, şirketinizin tarihini satmıyorsunuz.
Siz emanet taşıyorsunuz. Sizin yolcunuz, yolcunun
kendisi ya da yakınları tarafından size emanet
ediliyor, belli bir noktada sizden almak üzere.
Kestiğiniz biletler bir emanet sözleşmesidir. Siz
emanetini merak edene yerini söylemezseniz, ilk
söyleyen yeri bulduklarında kaçacaklardır. Ve nihayet
aynen öyle oluyor. Nerede o eski yıllar değil mi?
Bayramlarda açık arttırmayla balık istifi yolcu
almalar... Ayakta giden yolculara otur-kalk direktifi
veren şoförler... Nerede bir koltuğu, her otogarda bir
yolcuya satma devirleri... Kalmadı değil mi?
---
Bir
sonraki durağımız, demiryolları... Daha 1,5 yıl önce
bir trenin Pamukova'da raydan çıkmasıyla büyük
sarsıntı yaşayan TCDD, bilet satma konusunda bir hayli
yol almış. Hızlı tren uygulamasının hayata
geçirilmesiyle meşgul bugünlerde. Ancak, halen hangi
trenin nerede olduğu bilgisi sitelerinde yer almıyor.
Bu sistemi en kolay oturtabilecek ulaşım alanlarının
başında gelen demiryolları da bu konuda bir çalışma
yapmalı. Halen TCDD'nin tek olduğu sektöre yeni
oyuncuların girerek rekabet ortamının oluşturulması da
acil alınması gereken önlemlerin başında geliyor.
Denizyollarını da aynı kefeye koymak mümkün aslında.
Yerel yönetimlere devir şehir hatları için çok iyi
olsa da, şehirlerarası bir türlü oturmayan seferlerin
yapılması gerekiyor. Yurtdışına seferler yapan
kruvazörlerde alışılmadık yerlere gitmek isteyen bir
tüketici için henüz bir paket yok. Bir çok ülke için
denizyoluyla hac çok önemli bir sektörken, Türkiye
gibi 3 yanı denizlerle çevrili bir ülke için ayıp
olarak kalmayı sürdürüyor. Yerel yönetim denizyolu
işletmecilerinden İDO bu konuda çok iyi. İnternet
sitesinden bilet sattıkları gibi, iptal olan seferleri
de sitelerinde duyurmaları bu konuda önemli bir
gelişme. Şehir içi kısa mesafe yolculuğu hizmeti
verilen hatlar için gerekmese de, örneğin Adalar için
yolcu yakını bilgilendirme sistemini sitelerinde yer
vererek vapurun hangi limana yakın olduğu bilgisi
verilebilir.
---
Gelelim
son yıllardaki atağıyla ve devletin verdiği büyük
destekle en büyük ulaşım alanı halini alan
havayollarına... Aslında bu konuda, eleştirilecek ilk
sektör. Bütün havayolu şirketleri ilk günden itibaren
neredeyse internetten bilet satıyor. Ancak THY dahil
hepsi, sadece bilet satışa odaklanmış durumda. THY'nin
başlattığı kalkış-varış bilgileri ise yerel alanlardan
alınan varış ya da kalkışları kapsıyor. Ne zaman
geleceği belli olsa da, daha açık bilgilendirmeye
bazen ihtiyaç oluyor. Örneğin; yoğun hava kalkış/iniş
trafiği yaşayan Atatürk Havalimanı'na inmek için
uçaklar bazen saati aşan sıra bekleme ve şehir
üzerinde turlama yapmak zorunda kalıyor. Bu olağan geç
kalma hali, alandaki ya da bilgisayardaki ekrana
gecikmeli diye yansıyınca başlıyor bir telaş. Hele
hele son günlerde bir uçak kazası olmuşsa. Öyle
olacağına en azından internette ANASAYFA'da bir
bilgilendirme ekranı konabilir. Böylece neden gecikme
yaşandığı konusunda rahatlama olur, diye düşünüyorum.
Gelelim
diğer havayolu şirketlerine... İnternet sitelerine
girdiğinizde eğer bilet alacaksanız, şanslı olduğunuz
söylenebilir. Ancak, sizin uçuşunuzun tehirli mi yoksa
zamanında mı kalktığını öğrenmeyi düşünüyorsanız,
unutun gitsin. Hele şu kış gününde iptal edilen
seferler için saatlerce televizyon başında yolcularını
bekleyenler için azap çektirmek ucuz uçurmak kadar
güzel mi? Neden uçuşlarınızı on-line takip edemiyor
yolcularınız ya da yakınları? Bu katma değeri
oluşturmak ise çok basit bilindiği gibi. Bilet satışı
yapan havayolu dönemi aynen otobüsteki gibi yakında
bitecek. Promosyonlar devam edecek, fiyatlar daha da
ucuzlayacak, hatta yabancılar da iç hatlara girecek.
Ya sonra? Bugün bin bir zorlukla kurulan bu devasa
havayolları şirketleri o zaman bilet satmakla, yolcu
taşımak arasındaki farkı görecektir.
-
Yazımın
başında da söylediğim gibi emanet taşıyanlar yani
ulaşım şirketleri dünyanın en şeffaf kurumları
olmalılar.
-
Tüketici
yani yolcu ya da yakını gecikmenin nedenini anında
sebepleriyle bilgilendirilmelidir.
-
İptal
edilen uçuşların bilgisi, bileti alanların en azından
cep telefonlarına kısa mesaj olarak yollanmalıdır. Cep
telefonu olmayanlara derhal bilgilendirme
yapılmalıdır, çağrı merkezleri aracılığıyla. Çağrı
merkezleri konusuna da ayrıca değineceğim. Ancak, şunu
söylemeden geçemeyeceğim. Çağrı Merkezleri sadece
bilet satışı yapan ve aranıldığı zaman yuvarlak
kelimelerle geçiştiren yerler değildir. İletişim tek
taraflı değildir, iki yönlü de değildir. Artık
iletişim karşılıklıdır, interaktiftir.
-
Otobüsün,
trenin, uçağın, hatta bir gün tutarsa vapurun genel
hattıyla nerede olduğunu bilmek yolcu bekleyenin
en doğal hakkıdır. Bu hizmeti sağlayan ulaştırma
kurum, kuruluş ve şirketleri bu bilgiyi kamuoyuyla
sadece çağrı merkezinden değil, sadece basın
aracılığıyla değil, her yoldan (başta internet olmak
üzere, kısa mesaj, havalimanı ekranlarından)
ulaştırmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; emanet taşıyorsunuz.
Aldığınız
ücret, bilgilendirme hizmetini de kapsar. Hele
internet gibi maliyeti olmayan bir mecradan sunmak
için.
Bir
sonraki yazımda ulaşımın müşteriye bakışını
değerlendirmeye çalışacağım.
mustafaozcan@tourkeyf.com |