|
Tüm dünyada turizmin ana teması standart hizmet olarak
belirlenmiştir. Zincir otel yönetimleri yönetim
modellerinde, standardın iyi hizmeti, iyi hizmetin
müşteriyi, müşterinin kârlılığı, kârlılığında zincire
yeni halka olacak tesis olduğunu benimserler.
Hizmetinizin karşılığı fiyatlandırma yaparsınız,
hizmet kalitenize göre müşteri profiliniz oluşur.
Hangi müşteri profiline hitap edeceğinizi siz
belirlersiniz. Yatırımcı, tesisinin açılışından önce
pazar araştırmasını bu yönde yapar, fizibilite
çalışmasından sonra yaptığı harcamanın kaç yıl içinde
kendini amorti edeceğini, kârlılık oranını planlar ve
sektörde boy göstermeye başlar. Bu süreç emek, tecrübe
ve danışmanlık isteyen bir süreçtir. Peki bu süreç
Türkiye’de nasıl gerçekleşmektedir.
Metropol otelciliğinin %50’si, sayfiye (resort)
otelciliğinin %80’i böyle bir süreç yaşamamaktadır.
Sonra veryansın edişleri “Otellerimiz dolu ama para
kazanamıyoruz”. “Devlet bu duruma bir el atmalı” gibi
yorumları TV’de izlemeye başlıyoruz. Sen apartmandan
bozma otel yapacaksın önüne de küvetten bir boy büyük
havuz konduracaksın. Sonra turizmci olarak ortada
dolaşacaksın. Tesisin içler acısıysa, personelin
eğitimsizse, yemeklerin kötüyse, kullandığın malzeme
kalitesizse sen müşteri profilini belirlemişsin zaten
şimdi niye ağlayıp devletten mendil istiyorsun? Turizm
bu sene patlayacakmış deyip mantar gibi türeyen kötü
tesisler turizmin en büyük canavarıdır. Yabancı turist
hizmet bekler, hizmetin karşılığını da öder. Kaliteden
yoksun yemekler ve içeceklerle her şey dahil veya
ultra dahil gibi pansiyon senaryolarıyla otelini
doldurur fakat kârlılık sağlayamazsın. Sen
kazanamadığın gibi tatil yöresi de turizmin
hareketliliğinden yararlanamaz. Çünkü otelden dışarı
adımını atmaz. Yabancı turistten sağlayamadığın kârı
yerli turistten çıkarmaya çalışırsın. Turizm patlar
ama elinde patlar.
Yöre halkı ne yapar bu durumda? O da yöreyi dolaşmaya
çıkan turiste 10 YTL’ye satacağı ürününü 100 YTL’ye
satmaya kalkar. Zincirleme kaza görüldüğü gibi bir tek
karayollarında yaşanmıyor!.. Maalesef bu da Türkiyemin
zincir otelciliği.
Güney sahillerimizdeki tesisleşme ve hizmet anlayışı
böyle kaldığı sürece en kâr getiren müşteri profili
yine yerli turist olarak kalmaya devam edecektir.
Yurdum insanının büyük bir kesimi fazla detaycı
değildir. Ciddi paralar ödeyerek acente katalogundaki
fotoğraflara bakarak tesis seçer. Otelin nesi var,
nesi yok pek umursamaz. Güneş var mı? Var.. Kum var
mı? Var.. Havuz var mı? Var.. “Eee ne duruyorsun tatil
yapsana” der ve tutar güneyin yolunu.. Tesisin
kötülüğüne tepki vermez, şikayet etmez, hatta aynı
yere bir daha gider.
Yurdum insanı tepkisiz kalmasa ve hakkını arasa o
tesis de kendini düzeltmek için çaba sarfetse,
şikayetleri dikkate alsa, yeniliğe açık olsa ve bu
çaba neticesinde belki yabancı turist kalitesinde bir
artış sağlansa...
Benimkisi de bir hayal işte ...
Alice’den sonra ben de Harikalar Diyarındayım bekleriz
efendim.....
serkanserdar@tourkeyf.com
|