Almanca Fransızca Hollandaca İngilizce İspanyolca İtalyanca Portekizce
   
   
   
   
 

YAZARLAR

Turizm Cellatları (2)

Turizm bu sene patlayacakmış deyip mantar gibi türeyen kötü tesisler turizmin en büyük canavarıdır.

 

Yabancı turistten sağlayamadığın kârı yerli turistten çıkarmaya çalışırsın. Turizm patlar ama elinde patlar.

Otelci gözüyle

SERKAN

SERDAR

Tüm dünyada turizmin ana teması standart hizmet olarak belirlenmiştir. Zincir otel yönetimleri yönetim modellerinde, standardın iyi hizmeti, iyi hizmetin müşteriyi, müşterinin kârlılığı, kârlılığında zincire yeni halka olacak tesis olduğunu benimserler. Hizmetinizin karşılığı fiyatlandırma yaparsınız, hizmet kalitenize göre müşteri profiliniz oluşur. Hangi müşteri profiline hitap edeceğinizi siz belirlersiniz. Yatırımcı, tesisinin açılışından önce pazar araştırmasını bu yönde yapar, fizibilite çalışmasından sonra yaptığı harcamanın kaç yıl içinde kendini amorti edeceğini, kârlılık oranını planlar ve sektörde boy göstermeye başlar. Bu süreç emek, tecrübe ve danışmanlık isteyen bir süreçtir. Peki bu süreç Türkiye’de nasıl gerçekleşmektedir.

 

Metropol otelciliğinin %50’si, sayfiye (resort) otelciliğinin %80’i böyle bir süreç yaşamamaktadır. Sonra veryansın edişleri “Otellerimiz dolu ama para kazanamıyoruz”. “Devlet bu duruma bir el atmalı” gibi yorumları TV’de izlemeye başlıyoruz. Sen apartmandan bozma otel yapacaksın önüne de küvetten bir boy büyük havuz konduracaksın. Sonra turizmci olarak ortada dolaşacaksın. Tesisin içler acısıysa, personelin eğitimsizse, yemeklerin kötüyse, kullandığın malzeme kalitesizse sen müşteri profilini belirlemişsin zaten şimdi niye ağlayıp devletten mendil istiyorsun? Turizm bu sene patlayacakmış deyip mantar gibi türeyen kötü tesisler turizmin en büyük canavarıdır. Yabancı turist hizmet bekler, hizmetin karşılığını da öder. Kaliteden yoksun yemekler ve içeceklerle her şey dahil veya ultra dahil gibi pansiyon senaryolarıyla otelini doldurur fakat kârlılık sağlayamazsın. Sen kazanamadığın gibi tatil yöresi de turizmin hareketliliğinden yararlanamaz. Çünkü otelden dışarı adımını atmaz. Yabancı turistten sağlayamadığın kârı yerli turistten çıkarmaya çalışırsın. Turizm patlar ama elinde patlar.
 

Yöre halkı ne yapar bu durumda? O da yöreyi dolaşmaya çıkan turiste 10 YTL’ye satacağı ürününü 100 YTL’ye satmaya kalkar. Zincirleme kaza görüldüğü gibi bir tek karayollarında yaşanmıyor!.. Maalesef bu da Türkiyemin zincir otelciliği.
 

Güney sahillerimizdeki tesisleşme ve hizmet anlayışı böyle kaldığı sürece en kâr getiren müşteri profili yine yerli turist olarak kalmaya devam edecektir. Yurdum insanının büyük bir kesimi fazla detaycı değildir. Ciddi paralar ödeyerek acente katalogundaki fotoğraflara bakarak tesis seçer. Otelin nesi var, nesi yok pek umursamaz. Güneş var mı? Var.. Kum var mı? Var.. Havuz var mı? Var.. “Eee ne duruyorsun tatil yapsana” der ve tutar güneyin yolunu.. Tesisin kötülüğüne tepki vermez, şikayet etmez, hatta aynı yere bir daha gider.
 

Yurdum insanı tepkisiz kalmasa ve hakkını arasa o tesis de kendini düzeltmek için çaba sarfetse, şikayetleri dikkate alsa, yeniliğe açık olsa ve bu çaba neticesinde belki yabancı turist kalitesinde bir artış sağlansa...
 

Benimkisi de bir hayal işte ...
 

Alice’den sonra ben de Harikalar Diyarındayım bekleriz efendim.....

 

serkanserdar@tourkeyf.com

 

Turizm Cellatları 1 için TIKLAYIN

 

© 2005 Şafak Yayıncılık, Film, Tanıtım ve Halkla İlişkiler Ltd. Şti.  info@tourkeyf.com